CANIM, CAN DOSTUM…

Dost, dendiğinde gerçek dost kastedilir. O yüzden ayrıca gerçek dost diye vurgulamaya gerek duymuyorum. Dostun gerçeği ya da az gerçeği yoktur. O nedenle sana “Dost” dediysem benim için öylesindir; kardeşimsin, dostumsun… Lütfen o tür sitemde bulunma!..

Hayat bazen o kadar zorlaşıyor ki insanı ne yapacağını bilemez hâle getiriyor. Eminim bu durumu herkes yaşamıştır. İşte o anda yanımızda olan; olmasını beklediğimiz kişilerdir, dostlarımız. Dost, her şey bitti dediğimiz anda yanımızda olan, en zor anımızda sığındığımız, sırtımızı dayadığımız kişidir. Bir insan da olabilir köpek de kedi de hatta at bile olabilir. Ama sığındığındır.

Dost, göze sezdirmeden gözyaşı silendir, içindeki yarayı bilendir. Kızgınlıkla onu eleştirdiğinde alınmayan, üçüncü bir kişi için kızgınlığını belirttiğinde tahrik etmek yerine teskin eden, başın belaya girdiğinde senin sorununu kendi derdi olarak görüp her konuda karşılık beklemeden seninle birlikte mücadele eden kişidir.

Kusursuz dost arayan dostsuz kalır. Herkesin olduğu gibi bizim de farkında olmadan yaptığımız kusurlarımız vardır elbet. Ama dost o kusuru kapatabilen kişidir.

Deniz derindir durulmaz, dostluk ebedidir unutulmaz. Sadece acıların değil, sevinçlerin de bölüşülmesidir dostluğu yaratan. Acında da mutluluğunda da hep yanındayım dostum.

İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.

Ve bazen de “Seninle konuşmak iyi geldi” diyebileceğin birisi olmalı bu hayatta… 

Dost, acı söyleyen değil acıyı kırmadan tatlıca söyleyebilendir. Gerçekler aslında her zaman acı değildir. Acı olan, kusurlu veya bilinçli yapılan kötü bir işin veya dedikodunun suçlama şeklinde karşıdakine yöneltilmesidir. Dost da aynı şeyi söyler ama onun söyleminde suçlama, kırma, hakaret yoktur; yapıcı eleştiri vardır, hatayı-kusuru düzeltme için iş birliği ve gönüllü katkı vardır.

Neredesin, yanan alnımı yumuşacık avuçlarında dinlendirecek meçhul arkadaş? Beraberken her şeyi unuttuğumuz insanlar var ya işte onları unutmak çok zor. 

Dostluk illa yan yana diz dize olmak değildir. Asıl, can cana kalp kalbe olmaktır, kalbini ortaya koymaktır. Dostluk öyle kolay değil, arkadan konuşan aşağılıkların sesini kesmektir.

İyi dostlar yıldızlar gibidir. Her zaman göremezsin ama orada olduklarını bilirsin.  Bazen büyük yıldız bazen küçük, bazen de ikisi yan yanadır. Gözleri ışıl ışıl yanar, farklı kutuplarda olsan bile cana can verir.

Dostluk, iki yürek arasında akan bir nehir gibidir; gittiği yeri de temizler, geldiği yeri de. Düşmanı alıp götürdüğü gibi.

Hakiki arkadaşlık sıhhatten farksızdır; kıymeti, ancak elden gittikten sonra anlaşılır. Dost ise düşünme, ver ömrünü gitsin; dost değilse hiç bekletme, yol ver gitsin.

Yaşam gülmeyi, sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayı, dostluk sadık kalmayı bilenler içindir. 

Gerçek arkadaşı olmamak, yalnızlığın en kötüsüdür. İyi ki varsın ve hep yanımdasın can dostum. 

Unutma! Gerçek dostu kötü günde tanırsın. 

Emir Can İğrek “Can Dostum” adlı şarkısında sana özlemimi, bağlılığımı anlatır gibi;

“Giyindim, hazırlandım
Aynı yer, aynı masa
Anlatacak çok şeyim
Birikti sana
Yıllar sonra burada
İki dost bir arada
Anlatacak çok şeyim
Birikmişti sana
Ner’desin, ner’desin?
Bir işin çıktı kesin
Bekledim, bekledim, yoksun
Valla’ yoksun
Billa’ yoksun
Öyle olsun, Can
Genceciktin
İnceciktin
Can dostumdun, Can
Arada bi’ hafif yel esiyor
Sesine de benziyor
Özlüyor ya insan tabii
Ama bu yol ya öyle ya böyle
Yürünecek seninle
Görürsün başardığım vakit
Valla’ yoksun
Billa’ yoksun
Öyle olsun, Can
Genceciktin
İnceciktin
Can dostumdun, Can
Valla’ yoksun
Billa’ yoksun
Öyle olsun, Can
Genceciktin
İnceciktin
Can dostumdun, Can” diyor…

Gerçek dost yanlış yaptığında seni uyaran, sonrasında ise koruyan kişidir. Yaptığın yanlışı herkese duyuran değil.

Anneye, babaya, kardeşe küsersin…

Hepsine küsersin,

Dünyaya küsersin,

Evladına küsersin,

Ama dosta asla küsmezsin…

Anneye, babaya, kardeşe, arkadaşa anlatamazsın, ama dosta ağlaya ağlaya anlatırsın.

Hepsi hatalarını söyler, ama dost teselli eder.

Peygamberimiz de dostuyla çıktı yolculuğa.

Dost korur, dost kıymaz, dost anlar; gözlerine bakınca mutluluğu da mutsuzluğu da anlar.

Yıllar geçse de görünce birbirine sıkıca sarılmaktır dostluk…

Yargılamaz, hatalarını seni incitmeden anlatır.

“Yapamıyorum” dediğinde “Dua et, Rabb’im büyük.” der.

Umutsuz olduğunda arar, teselli eder…

Herkes gider, dost kalır yanında

Dosta küsemezsin…

Gerçek dostlar menfaatleri bitene kadar değil yürekleri yetene kadar sizi sevenlerdir. 

Biri olmalı varlığını daima bildiğin, kendini güvende hissettiğin. Biri olmalı; “üzülme, üzülürüm” diyen biri olmalı hayatınızda. Zaman gelir yollarına kar yağar, etrafını hüzün bulutları sararsa, ne zaman bir dosta ihtiyaç duyarsan dost olabildiğim kadar buradayım.

Koca bir çölde kum tanesi ya da okyanusta su damlası olmak, ama en güzeli milyonlarca insan arasında senin arkadaşın olmak…

Yazıya eklemedik demeyelim yazınız bana Zülfü Livaneli’nin 12 Eylül’den sonra yurtdışında kaçak iken yazdığı ve dostunu anlatmak istediği “Kardeşin Duymaz Eloğlu Duyar” şarkısını hatırlattı.

Hakikaten Dost, kardeşten de ileridir.

“Susarlar, sesini boğmak isterler
Yarımdır, kırıktır, sırça yüreğim
Çığlık çığlığa yarı geceler
Kardeşin duymaz, eloğlu duyar
Çığlık çığlığa yarı geceler
Kardeşin duymaz, eloğlu duyar

Çoğalır engeller yürür gidersin
Yüreğin taşıyıp götürür seni
Nice selden sonra kumdan ötede
Kardeşin duymaz eloğlu duyar
Nice selden sonra kumdan ötede
Kardeşin duymaz eloğlu duyar

Yıkılma, bunları gördüğün zaman
Umudu kesip de incinme sakın
Aç yüreğini bir merhabaya
Kardeşin duymaz, eloğlu duyar
Aç yüreğini bir merhabaya
Kardeşin duymaz, eloğlu duyar”

Saygılarımla…